October 10th, 2006
Sağlıklı beslen ki sağlıklı bebeğin olsun
* Gebelikte ideal kilo artışı hangi unsurlara bağlı?-
Bir gebe için vücut kitle indeksi ne olursa olsun, önemli olan gebeliğini takip eden doktorun fikirleri ve önerileri… Her gebenin ideal kilosu farklıdır. Gebelikteki ideal kilo artışı, hamilelik öncesi kilo ve yaşa bağlıdır. Hamilelik öncesi kilosu ne olursa olsun hiçbir hamile kadın bu süreç boyunca kilo vermeye kalkışmamalıdır.
Birkadının hamilelik süresince kaç kilo alması idealdir?
Vücut kitle indeksi 20-25 arasındaysa hamilelik boyunca 11-14 kilo alınması ideal. Hamileliğin ilk 12 haftasında kilo artışı çok yavaş olabilir. Hatta bulantı ve kusmalar varsa birkaç kilo kaybetmeniz de normal. Eğer hamilelik öncesi vücut kitle indeksi 20’nin altındaysa hamilelik süresince 14-18 kilo alabilir. Hamile kalmadan önce fazla kiloluysa, vücut kitle indeksi 26-29 arasındaysa bu durumda hamilelik boyunca 6-10 kilo almalıdır. Eğer vücut kitle indeksi 29’dan yüksekse tüm gebelik süresince 7-8 kilodan fazla almamalıdır. 12 haftadan sonra vücut kitle indeksine göre haftada 300-600 gram almak gebeliğin rahat geçmesini sağlayacaktır. Hamilelikte tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp ve beyin damarlarında tıkanma ihtimali, şişman olmayan kişilere göre çok daha fazladır.
Zayıflık da hamilelik için problem midir?-
Çok fazla zayıflık da başarılı bir hamilelik şansını tehlikeye atar. Sağlıklı kilo yani kişinin ideal kilosu önemlidir. İdeal kilo herkes için standart değildir. Gebe kalmadan önce ideal kilo için doktora danışılmalıdır. Kilo değişiklikleri ani olmamalı, uygun bir süreye dağılmalıdır.Mutlaka bunları tüketinl Yeşil yapraklı sebzelerl Kemik gelişimi için, kalsiyumdan zenginleştirilmiş yoğurt ve süt l Fındık, badem, kuru baklagiller, kurutulmuş meyveler l Folik asit tabletleril Bol bol su.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
Bebeklerde ve Çocuklarda beslenme bozukluğu nasıl anlaşılır?
Bbebeklerde ve Çocuklarda enerji ve besin öğelerine gereksinimin karşılanması büyük önem taşır. Beslenme yetersizliği ve dengesizliğine bağlı çeşitli sağlık sorunları ile karşı karşıya kalırız. Çocuklarda sağlık sorunu malnütrisyon deyimi ile tanımlanır. Çocuklardaki malnütrisyon, büyüme ve gelişmenin ölçülmesi, klinik muayeneler, biyokimyasal testler ve beslenme alışkanlıkları ile ilgili etmenlerin araştırılması ile saptanır. Bebekler 8. aydan sonra hemen hemen her şeyi yiyebilir hale gelirler. Bu aydan sonra bebeğe yavaş yavaş farklı yemek grupları tattırılmalıdır. 1 yaş ve sonrasında ise bebeğin yaşına göre almasın gereken enerji, protein, yağ, karbonhidrat ve vitaminlerde farklılık gösterir. Yaş ilerledikçe çocuğun alması gereken enerji miktarı artar. Bu enerji miktarı çeşitli besinlerle karşılanmalıdır. Eğer çocuk sadece birkaç besine veya tek besine yoğunlaşıyorsa beslenme bozukluğu ile karşı karşıya kalmış olabiliriz. Örneğin bazı çocukları sadece süt ve süt ürünleri yerler sadece sütlü gıdaları tüketmek çocukta demir eksikliği başta olmak üzere bir çok vitamin ve mineral eksikliğine neden olur.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
Kimimize aşırı romantik, kimimize detay, belki de bazılarımıza saçma ve gereksiz gelecektir, çoğunun aklından dahi geçmeyen bir konudur, ama
Pediatristler, bebeğinize 6 aylıktan itibaren yüksek sesle kitap okumaya başlamanızı tavsiye ediyor. Çünkü, bu dönemde, bebekler, kitapların renkli şekillerine bakmaktan hoşlanmaya başlıyorlar. Gerçi yeni bir teori, yeni doğmuş bebeklere bile yüksek sesle okumanın yararlı olduğunu söylüyor.
Uzmanlar, bebeğinize doğrudan ve yüksek sesle, ne kadar çok konuşursanız, gelişmesi ve büyümesi açısından o kadar önemli olduğunu söylüyor. Bu hem onun ruhsal doyumu, hem kelime hazinesi, hem de zekasının gelişmesine önemli katkılarda bulunacaktır.
Çocuğun yaşı ne olursa olsun, yüksek sesle okuma aynı zamanda çocuğunuzu okşamak için de iyi bir fırsattır. Böylece hem bebeğin hem anne/babanın birbirini hissetmesi ve yakınlaşması açısından önemli bir olanaktır. Unutmayın.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
Konunun uzmanları tarafından “Özellikle gebelerin, emziren annelerin hem kendi hem de bebeklerin sağlığı için büyük tehlike, fast- food gıdalardan uzak dursunlar” uyarısının altı çizilmektedir. Doç.Dr. Kazandı, ‘Acrylamid’ konusundaki ilk küresel uyarının 2002 yılı Nisan ayında İsviçreli bilim adamlarınca yapıldığını hatırlattı. Doç.Dr. Mert Kazandı, İsviçreli araştırmacıların kızartılmış ve fırında pişirilmiş gıdalarda, özellikle de patates cipsi ve kızarmış parmak patateslerde ‘Acrylamid’ bulunduğu açıklamalarının ilgi çektiğini, önce kuşkuyla karşılandığını hatırlattı. Doç.Dr. Kazandı, şöyle devam etti:“Daha sonra çeşitli ülkelerden bilim adamları da benzer sonuçları ortaya koydu. Yüksey düzeyde ‘Acrylamide’nin sıçanlarda kansere sebep olduğu saptandı. FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu) patates ve patates püresindeki Acrylamid konsantrasyonunu azaltmak için plan açıkladı. Dünyada son birkaç yılda ‘Acryalmide’ ile ilgili sağlık yönetimi önemli konu oldu. Alman ve ABD’li bilim adamları gebe kadınlarda ve süt veren annelerde, kansere sebep olabilen bir kimyasal madde olan ‘Acrylamide’ içeren gıdaların kısıtlanması ya da kesilmesini önerdi. Günümüzde ‘Acrylamid’ oranı yüksek yiyecekler; ısıtılmış gıdalar, özellikle patates cipsleri, yüksek ısılarda kızartılmış patates ve filtre kahve sayılabilir.”Doç.Dr. Kazandı, bu konu hakkında Türk insanının yeterli bilgiye sahip olmadığına dikkat çekti. Doç.Dr. Kazandı, fetus (anne karnındaki bebek) ve yeni doğanların ‘Acrylamidin’ potansiyel zararlı etkilerine karşı özellikle hassas olduğu için gebe kadınlarla süt veren annelerin bu konuda uyarılması gerektiğini kaydetti. Acrylamidin suda yüksek oranda çözündüğünü, fetüs ve bebeklerin vücudundaki sıvı miktarının yetişkinlere oranla daha fazla olması yüzünden daha yüksek riske sahip olduğunu belirten Doç.Dr. Kazandı, “Fetüs ve yeni doğanlarda kan-beyin bariyeri erişkinlere oranla daha az gelişmiştir. Bu yüzden geçiş kolay olur, olumsuz etkiler. Sakat doğumlara yol açabilir.”Doç.Dr. Mert Kazandı, ‘Acrylamidin’ 140 derecede oluşmaya başladığını, 180 derecede ise, kanserojen etkiye sahip olduğunun kanıtlandığını vurgularken, gebe ve süt veren annelerin hangi koşullarda pişirildiği bilmedikleri patates cipsi, parmak patates yememesini istedi. Kazandı sözlerini şöyle tamamladı:“Gebelerin Acrylamide tüketiminin günde 20 mikrogramdan fazla olmaması gerekiyor. Bu da 10 gram patates cipsine denk geliyor. Acrylamide nöro-toksik bir madde. Bebeklerin zihinsel (motor-mental) gelişiminde zararlı etkilere yol açabilir, yine insanda kansere sebep olabileceğine inanılıyor. Yapılan hayvan deneylerinde Acrylamidin karserojen olduğuna ait yeterli delil var. Ancak, insan üzerinde çalışılamıyor. Gebe kadınların vücudundaki ve süt veren annelerin sütlerindeki Acrylamidin’i ölçmek için kütle spektrometresi kullanılıyor. Genel görüş gebelerdeki bu maddenin yüzde 10-50’sinin kan yoluyla plasentadan fetusa geçtiği. Testler sütte 1 litrede 18.8 mikrogram Acrylamide olduğunu ve yeni doğan bebeğin günde ortalama yarım litre süt içmesi ile yaklaşık 10 mikrogram Acrylamide tükettiğini gösteriyor. Kızartılmadan pişirilen ya da kaynatılarak yenen patates, gebe ya da süt veren anneler tarafından sağlıklı. 140 derece ve altında kızartılmış patates çok az miktarda Acrylamide içerir ve besin olarak güvenli kabul edilebilir. Sadece yüksek sıcaklıklarda kızartılan patates veya patates cipslerinin aşırı tüketimi konusunda dikkatli olunmalıdır. Bu kapsamda fast-food gıda tüketimine de dikkat edilmelidir. Eğer gebeler aş erer ya da lohusaların canı kızarmış patates isterse, evlerinde düşük sıcaklıkta kızartıp yiyebilirler.”
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
Elbette ki, bebek bakıcılarının çoğu veya hepsi böyle anlamında değil, ama arada sırada da olsa, aralarından çıkabilecek aşağıdakine benzer tiplere karşı da dikkatli olmanızın bir zararı olmaz diye düşünüyoruz
Bakıcısı 3 aylık bebeğini dövdü!
Bir zamanların Spice Girls grubunun üyelerinden Geri Halliwell (34), 3 aylık bebeği Bluebell’i bakıcısıyla yalnız bırakıp, golf kulübünden arkadaşlarıyla yürüyüşe gitti. Arkadaşlarından birinin İngiliz magazin gazetelerinden News of the World’e yaptığı açıklamaya göre, Halliwell geri dönüp bebeğini ağlarken bulunca neye uğradığını şaşırdı. Çok sık ağlamayan bebeğine ne olduğunu anlamaya çalışırken kollarındaki morlukları fark eden Geri, bakıcının sessiz kalması üzerine çılgına döndü. Hemen polisi arayıp dayak şikayetinde bulunan ünlü yıldız, olayın gerçekleştiği 18 Ağustos’tan bu yana arkadaşlarıyla birlikte Londra’da Regents Park yakınlarında kalıyor ve bebeğini bir saniye bile yanından ayırmıyor.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
Sağlıklı bir gebelik geçirmek ve sağlıklı bir bebek sahibi olmak için doğru düzenlenmiş bir beslenme programı uygulamalısınız.
Sağlıklı beslenmek, çocuğunuz doğmadan önce onun için yapacağınız en önemli şey. Aslında ideali hamilelikten en az 3 ay-1 yıl önce beslenmeyi ve kiloları ayarlamak. Ne çok zayıf ne de çok kilolu olmalısınız. Unutmayın hamilelik diyet için uygun zaman değildir.
* Hamilelik öncesi fazla kiloların zararları nedir?- Hamilelik öncesinde fazla kilolar, öncelikle anne adayının gebe kalmasını zorlaştırır. Kalp, diyabet ve obezite riski anne karnındayken ortaya çıkmaktadır. Aşırı kilolu annelerin çocuklarının kalp hastalıkları veya şeker hastalıkları için yüksek risk taşıdığı biliniyor. Fazla kilolu kadınlar iri bebekler dünyaya getirirler. Bu durum bebek ve anne için travmatik doğum nedenidir. Forsepsle veya sezaryen ile doğum yapılmasını gerektirir. Fazla kilolu kadınlarda gebe kalmakta güçlük, düşük, gebelik zehirlenmesi fazla görülür.
* Gebelik öncesi dengesiz beslenme nelere yol açabilir? - Gebelik öncesi dengesiz beslenme, anne açısından doğum risklerini beraberinde getirir. Gebelik zehirlenmesi ve anne ölümlerine yol açar. Bebeklerde ise fiziksel ve zihinsel gelişim geriliğine, hastalıklara yakalanma riskinde önemli oranda artışa hazırlar. Fazla kilolu kadınlarda yukarıdaki sorunlarla beraber gebe kalmak da daha zordur. Gebe kalma şansını artırmak, gebelikte güçlük yaşmamak ve gebelik sonrasında rahat olabilmek için kilo verilmelidir.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
Her anne-baba için bebeklerinden daha kıymetli bir varlığın olabileceği düşünülebilinir mi?
Elbette ki hayır. Bütün sevgiler, bütün kaygılar, bütün emekler bebekler içindir.
Böylesine sevilir, böylesine kıymet verilen bir varlığımız için son derece bilinçli hareket etmek zorunda olunduğu ise apaçık bir gerçektir.
Bebeğin beslenmesi, sağlığı, eğitimi kısacası her şeyi, anne-babaya büyük sorumluluk yüklemektedir, hem de keşke deme hakkı bırakmayan bir sorumluluk.
Bebekle ilgili bakımımızda prensip aslında çok basittir, bu da herkesin bildiği, ‘’azı karar, çoğu zarar’’ prensibidir. Diğer bir deyişle bakımla ilgili her konunun dozajı tam tesbit edilmelidir.
Çok uyutursanız olmaz, ama az uyutursanız da olmaz. Az yedirirseniz, yeterli beslenemez, çok yedirirseniz de silah ters teper. Bu örnekleri böylece çoğaltmamız mümkündür.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
Bebeğin her üç beslenme türünün uygulanmasında mutlak uyulması gereken hususlar vardır
1 - Anne Sütü ile Beslenme Tekniği
Bebeğe doğar doğmaz verilecek ilk gıda anne sütü olmalıdır. Bebek bu şekilde ilk aşısını almış olur. Çünkü anne sütü içinde mikroplara karşı koruyucu maddeler vardır ve bebeğin tüm bağırsaklarını kaplayarak bazı hastalıklara karşı korunmasını sağlar.
Bebek doğumdan sonra ağladıkça emzirilmelidir. Emzirme aralarının üç saati geçmemesine dikkat edilmelidir. Emzirmeden önce annenin göğüslerini temizlemesine gerek yoktur. Önemli olan annenin emzirmeden önce el temizliğine dikkat etmesidir. Emzirirken bebeğin ağzını kocaman açarak bir ağız dolusu memeyi kavraması meme başı çatlaklarının gelişmemesi için önemlidir. Her emzirmede ilk verilen göğüs iyice boşaltıldıktan sonra diğerine geçilmesine dikkat edilmelidir. Her emzirmeye bir önceki emzirmede en son verilen meme ile başlanmalıdır.
Emzirmeden sonra annenin bir miktar sütünü sıkıp göğüs uçlarına sürmesi temizlik için yeterlidir. Emziren kadınların bolca bir sütyen kullanması ya da göğüslerinin aşağıya sarkmasını önleyecek şekilde eşarpla sıkmadan kaldırması uygun olur.
Bebeğini geçici olarak emziremeyen kadınların göğüslerini üç saatte bir elle ya da pompa (süt çeker) ile sağmaları gerekir. Sağılan sütler oda ısısında 6 saat, buzdolabında (0-4 derecede) 24 saat bozulmadan saklanabilir.
2 - Bebekleri Fincandan Besleme Tekniği
Bebek yarı oturur duruma getirilir. Fincan bebeğin dudaklarına yaklaştırılır. Fincan bebeğin dudaklarına değecek şekilde hafif eğilir, bebeğin alt dudağına dayanır ve fincanın kenarları üst dudağın dış yan kısımlarına değer.
Bebek uyanık duruma gelir gözlerini ve dudaklarını açar. Çok küçük bebekler dilleri ile sütü alırlar. Daha büyük bebekler sütü emer gibi çeker ve bir miktarını da dökerler.
Hiçbir zaman süt bebeğin ağzına dökülmemelidir. Fincan tutularak bebeğin kendisinin alması sağlanmalıdır.
Bebek yeterince alınca ağzını kapatır. Bu durumda ne kadar aldığı kayıt edilmelidir. Hesaplanan miktarı almamış ise bir sonraki öğünde daha fazla alabilir ya da daha sık beslenmesi gerekebilir.
Bebeğin aldığı miktar günlük olarak ölçülmelidir.
3 - Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği
Biberonla besleme, bebeğin anne memesini almamasına ve bazı hastalıklara neden olabileceği için önerilmemektedir. Zorunlu kalındığı durumlarda ise aşağıdaki önerilere uyulmalıdır; Biberonun deliğinin genişliği kontrol edilmelidir. Bunun için mama konulduktan sonra biberon ters çevrilir. Mama biberondan önce ip gibi sonra damla damla akmalıdır. Sürekli olarak ip gibi akan ya da sürekli olarak damlayan deliği olan biberonlar uygun değildir.
Bebek yarı oturur durumda iken biberon verilmelidir.
Bebeğin her öğünde aldığı miktar yazılarak günlük miktar ölçülmelidir.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
Banyo:
Banyo sırasında gerekli bütün malzemelerin yanı başınızda hazır olduğundan emin olun.Nerede banyo yaptırırsanız yaptırın bebeği asla yalnız başına bırakmayın. Telefona cevap vermeyin, kapıyı açmayın. Her an bebeğin yanı başında olun.
Göbek kordonu düşünceye kadar bebegi sünger ile silin. Göbek kordonu düştükten sonra banyo yaptirabilirsiniz. Ama her gün banyoya ihtiyaci yoktur. Sık banyo yaptirmak bebegin cildini kurutacaktir.
Suyun sıcaklığını ölçerken elinizi değil dirseğinizi veya el bileğinizi kullanın. Su sıcak değil ılık olmalıdır.
Sünger banyosu:
(bebeğinizi silme):Bebeğinizi tamamen soymak onu rahatsız edebilir, bu nedenle sileceğiniz yeri soyun. Bebeğin yüzünü yıkayarak başlayın. Gözünün etrafını içerden dışarı doğru silin. Her seferinde süngerin değişik bir alanını kullanın. Kulaklarını temizleyin. Kulakları için ucu pamuklu çöp kullanmayın. Sonra bebeğin boynunu göğsünü, sırtını ve bacaklarını yıkayın. Koltuk altlarına, kulak arkalarına,ve kız bebeklerde genital bölgeye yıkamaya dikkat edin. En son bez bölgesini yıkayın. Bebeğin başını haftada 2-3 kez yıkayın. Bu sırada bebeğin başına yaptığınız ıslak masaj “konak” denilen kepek benzeri deri kabarmasını önleyecektir.
Leğen banyosu:
Kullanacağınız leğenin içini silin. 4-5 cm. Derinliğinde su koyun. Bebeğin başını tutarken ılık tutmak için su dökün. Bu arada bebek ile konuşun ve onu sakinleştirin. İlk bir kaç banyoda ağlama normaldir. Zaman içinde hem bebek hem de anne için banyo bir zevk olacaktır. Bebeği asla leğen içinde yalnız bırakmayın.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »
October 10th, 2006
4-6 ay
Çocuğunuza tek bir gıda türü içeren yumuşak, topaksız, yarı sıvı tekli karışımlar verin. Bu gıdalara en iyi örnekler;
* yoğurt
* meyve püreleri ve meyve suyu (elma, şeftali, muz gibi)
* sebze püreleridir (kabak, havuç, patates gibi)
6-7 ay
Çocuğunuza iki çeşit gıda içeren ikili karışımlar verin. Besinleri ince ince kıyın veya rendeleyin bir sıvı veya yoğurtla karıştırın. Bu gıdalara örnekler;
* yoğurtlu sebze püreleri
* meyveli yoğurt
* tavuklu sebze
* etli sebze
* tarhana çorbası
* yoğurt çorbasıdır
Ayrıca bu dönemde yumurtanın sarısı, beyaz peynir gibi kahvaltılıklarda vermeye başlayın.
7-9 ayArtık çocuğunuza üç veya daha fazla besin türü içeren çoklu karışımlar verebilirsiniz. Bu gıdalara örnekler;
* sebze çorbası
* dolma baklagiller
* ızgara köftedir
Çocuğunuzun yemeklerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Dokuzuncu aydan sonra çocuğunuz aile sofrasına oturabilir.
Posta Kategorisi Uncategorized | Daha bu yazý ile ilgili yorum yapýlmamýþ, Yorum yapmak için týklayýnýz. »